Follow by Email

18.5.09

Hani benim asi küheylanım nerede?


Rüzgâra hasret yel değirmeni misali varlığımın anlamını sorgular oldum. Beni bütünleyen özümün gizindeki sır kayboldu, büyü bozuldu. Haram oldu patikalar dar yollar. Nasıl bir büyüydü bu? Ne sırtımda kavuran güneşin sıcağı, ne postalımda yağmur suyu var yitip gitmişler. Ellerim donmuyor, alnıma vuran serin rüzgâr yok. Bahçelerden çalınan elmalar, dere boyu molalar yok. Şimdi göğün ve yeryüzünün binlerce rengi yok. Renksiz kaldı tüm gelincik tarlaları, kokularıyla birlikte gittiler. Bahar gelmedi hiç. Nerede o ateş başında dostlarla söylenen türkü? Gece boyu şiltenin üstünde izlediğim kayan yıldızlar, o yıldızlara bağladığım dileklerime ne oldu? Neredeler? Dağ başlarının güzel nefesine sığınıp şişelerce rakıyı abanarak içtiğimiz o kaçışlara ne oldu? “Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar” diye haykırdığımız o sevgili ne zaman terk etti? Geçmiş ve geleceğin o uç uca birleştirdiğimiz beyaz çizgiden elleri nasıl silindi. Evet şimdi daha iyi anlıyorum bütün bunların sebebi sendin küheylan. Nasıl ki gittin durdu zaman.


gelincik tarlası

2 yorum:

Deran Deran dedi ki...

Bu yazı sana mı ait? Gerçekten çok ama çok güzel...

mali_k dedi ki...

beğenmene sevindim çok beğenmene daha çok sevindirdi cesaretlendirdi..;)

sizlerden bulaşıyor işte yavaş yavaş bende bir şeyler yazar paylaşır oldum...)